Bugün bize söylemek istediğin bir şey var mı?
Yaşamdaki sınırlı zamanınız genelde sizde endişe yaratır; oysa bu sınırlı zaman, aynı zamanda harekete geçmeniz için güçlü bir motivasyondur. Bir şeylerin biteceği bilgisini kurban bilincinizle bağdaştırmazsanız, bu farkındalık sizi harekete geçiren bir güce dönüşür. Yaşam bitmeden önce bir şeyleri keşfetmek, öğrenmek ve deneyimlemek istersiniz bu sayede. Birçoğunuz bir son olduğu bilgisini taşımasaydı hiç harekete geçmezdi; birçoğunuz ise bu bilgiye rağmen atıl bir yaşam sürmeyi tercih ediyor.
Buradaki atıllığı biraz açmak istiyorum: Her gün sevmediği ve inanmadığı şeyleri yapmak, sadece kabul görmek için sosyalleşmek, toplumun ve ailenin yüklediği rolleri oynamak, tüm enerjisini sistemin çarklarını döndürmek için harcamak, korkularına tabi bir yaşam sürmek, olduğundan farklı görünmek, başkalarını kibirle eleştirirken kendi davranışlarına kör kalmak...
Yaratmak çok daha geniş bir kavramdır. Yaptığınız işle, sohbetlerinizle, ilişkilerinizle, duygu ve düşüncelerinizle gerçekte neyi beslediğinizi fark etmeniz çok kıymetlidir. Çoğunuz için olumsuz davranışlarınız, düşünceleriniz ya da duygularınız toplum tarafından görünmüyorsa sürdürülebilirdir. Eğer sosyal medya, sizden habersizce yalnız eylemlerinizi değil; aynı zamanda düşündüklerinizi ve hissettiklerinizi de kaydedip yayınlayan bir yapı olsaydı, "popüler" kalmak oldukça zor olurdu.
Aslında bunu dijital bir sosyal medya yapmıyor; fakat kolektif bilinç dediğiniz yapı tam olarak böyle çalışıyor. Yani her eyleminiz önemsedikleriniz tarafından görünse de görünmese de, her duygu ve düşünceniz bir başkasına söylense de söylenmese de kaydediliyor ve yayınlanıyor. Sizler de kolektif bilince yüklediğiniz veriler her neyse, onların frekansıyla etkileşime girdiğiniz bir yaşam sürüyorsunuz.
Demek istediğim şu ki; görünmediğini düşündüğünüz alanlara bir kez daha bakmanız, yaşamda süregelen deneyimlerinizi anlamlandırmanızı kolaylaştıracaktır.