Hemen hemen hepinizin kalbinde taşıdığı sorulardan biri bu. Bazılarınız yaşlı aile büyükleriniz, bazılarınız henüz uyanışa geçmemiş dostlarınız, bazılarınız ise çocuklarınız için derin bir endişe içindesiniz.
Öncelikle kurtarıcı rolünüzü bir kenara bırakın. Elbette üstlendiğiniz sosyal rollerin getirdiği sorumluluklarınız vardır; ancak bu sorumluluğu bir kurtarıcı gibi sahiplenirseniz, en sonunda kendinizi kurban pozisyonunda bulursunuz. Bu nedenle meseleye ve sorumluluklarınıza nasıl yaklaştığınıza dikkatle bakın. Bu durumları kendi yolculuğunuzun önünde bir engel olarak görmeyin ve öyle konumlandırmayın. Çünkü bu tür sorumluluklar, bu dünyada deneyimlemek istediğiniz her türlü öğrenimi içinde barındırır.
Bu dünyaya geliş amacınız; ruhsal bir varlık olarak kendinizi kabul etmenin ya da etmemenin özgürlüğünü tatmaktır. Bu yüzden bu gerçeklikte bazen işler zorlaşır, bazen sıkışmalar yaşanır, bazen kendinizi ve başkalarını kandırırsınız, bazen de yoldan saptığınızı fark etmeniz uzun zaman alır. Ve tüm bu süreçler yine de yolun birer parçasıdır; hepsi sizi aynı soruya yönlendirir: Siz nasıl bir varlıksınız?
Sizler ailenizden, sevdiklerinizden ve onların özgür iradesinden sorumlu değilsiniz. Sizler rolleriniz gereği birbirinizi desteklemekten, sevginin çeşitli veçhelerini birbirinize sunmaktan, bazen ve hatta çoğunlukla birbirinizi sarsıp uyandırmaktan sorumlusunuz. Sevdikleriniz ise kendi seçimlerinden ve bu yaşamda öğrenmeyi seçtikleri derslerden sorumludur.
Bu dünyada en çok hoşunuza giden şeylerden biri de, olduğunuz gerçeğin farkında değilmiş gibi davranmak. Bunu o kadar uzun süredir yapıyorsunuz ki, kim ve ne olduğunuzu bazılarınız gerçekten unuttu. Unutmayın; hatırlamak her zaman sizin özgür iradenizdedir.
Üzerine bir rol yapışıp kalmış oyuncuları bilirsiniz; onları başka bir rolde hayal etmekte zorlanırsınız. İşte sizler de insanlık olarak aynı rolü o kadar uzun süre oynadınız ki, bugün artık bunun sıkıntısını çekiyorsunuz. Başka bir rolle sahneye çıksanız yine alkış alıp sevilip sevilmeyeceğinizden endişe ediyorsunuz. Ve bu endişe, sizi dönüşümden uzak tutuyor.
Merak etmeyin; sizin oynamaktan sıkıldığınız bu rolden, en az sizin kadar sıkılan ve aynı oyunu izleyip alkışlamak zorunda kalan bir kitle var. Dünyanın yaratıcılığa; yeni kuşakların, indigo ve kristal çocukların dönüştürücü gücüne ihtiyacı var. Ve bu dönüşüm şu anda gerçekleşiyor. Sanat ve yaşam hiç olmadığı kadar birbirinin içine geçecek; yaşamın yeni varoluşu, özellikle gençlerin tuttuğu bu alanlardan doğacaktır.